Evet,ruhlar aleminden fani aleminde göç ettik.. Rabbimiz bize can verdi,dünyaya gönderdi.. Ve bir gün gelecek hayata veda edeceğiz. Sevdiğimiz,gönül verdiğimiz şeyler geride bırakıp asıl Yurdumuzun,yuvamızın eşiği olan kabre gireceğiz.. Ve bir gün yeniden dirileceğiz.(Bakara,2/28)
Cenab-ı Mevla’nın huzurunda dirileceğiz. Dünyada yaptıklarımızın hesabını vereceğiz.. Sonra da inşallah,güzelliklerle dolu sonsuz bir hayatı Yaşayacağız…inşallah..
Bizim kaderimiz bu ve ölüm bu kadar tabii.. Tıpkı yeni bir elbise giyecek bir dostun düğününe gitmek Gibi hoş bir yolculuk..
Gerçekten de bir mümin için ölüm,korkulacak,nefret edilecek Bir şeyi değildir.. Hatta o,kimileri için,yolu hasretle bekleyen bir sevgilidir.. Tıpkı uçak gibi bir binektir.Zaden bizi dört bir yana da Kuşatmıştır..(Buhari,Rikak,4)
Sonra da ruhumuzu kucağına alıp ebedi yurdumuza ve orada Bizi bekleyen ilahi nimetlere götürecektir. Kendisiyle bu kadar içli dışlı olduğumuza göre,ona alışmak, Ona ısınmak,onunla dost olmak varken,ölümden korkmanın Ne anlamı vardır..
Ölümden müminler değil,korkması gerekenler korkmalıdır.. Allah’ın buyruklarından yüz çevirenler için dünya,kısa da olsa eşi Bulunmaz bir Cennettir.
Çünkü ölümle birlikte onları sonu gelmeyen berbat bir hayat Beklemektedir. Mümin ise,ne kadar rahat ve huzurlu da olsa,ahirette onu bekleyen Eşsiz güzellikler yanında dünya hayatı adeda bir zindan ,bir Hapishanedir.. Evet,mümin için ölüm güzeldir. Her zaman hatırlanacak bir dosttur..
Kabirde “her sabah ve akşam”Cennetlik olana ,Cennette onu bekleyen güzel hayatı, Cehennemlik olana Cehennemde onu bekleyen korkunç mekanı Gösterilecek.(Buhari,Müslim)
Hal böyle olunca Cenab-ı Haktan bize Cenneti Nasıp etmesini Niyaz etmeli. “Allah’ım! Bizi Cehennem azabından koru! “diye dua etmeliyiz.. Ayrıca “ben mutlaka Cennete gideceğım”demek yanlış olduğunu Gibi,”benim yerim Cehennem “diye ümitsizliğe düşmek de Yanlıştır.
Cennet de Allah’ın,Cehennem de.. Cenneti hak edeni Cennete,Cehennemi hak edeni Cehenneme Gönderecektir.. Şunu da hiçbir zaman unutmamalıdır.
Allahu Teala bizim Kendisi hakkındaki düşüncemize değer veriyor ve.. “Ben kulumun Beni düşündüğü gibiyim”buyuruyor.(Buhari,Tevhid)
Yani,kulum kendisine iyi davranacağıma,onu Rahmetimle Kuşatacağıma,va’dettiğim güzellikleri kendisine vereceğimi Gönülden inaniyorsa,o umduğunu bulacaktır,diyor Allah..
Öyleyse biz mümin olarak,Yüce Rabbimiz’in bize lutufkar davranacağını,ölümü bizi o eşsiz lutuflarla kavuşturacağını Düşünmeli,ölümü sevmeli ve ölümle dost olmaya bakmalıyız.
Ahde vefa,yani sözünde durmak,yaptığı anlaşmaya sadık kalmak,özünde ve sözünde doğru olmak,inkarcılar arasında bile, "el-emin "(güvenilir,sözünde duran)sıfatıyla anılan Hazret Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)Efendimizin vefa ve sadakat dolu hayatı da önümüzdeki en güzel örnektir.. O halde ahde vefa,salih amel ve itikatla olgunlaşan kamil mü'minin en bariz sıfatıdır..
Kur'an-i Kerim,Allah'a iman eden bir mü'minin ,ister Allah'a,ister insanlara karşı verilmiş olsun,her vaad ve ahid,yükümlülük açısından mümini borçu ve sorumlu kılar.. Vefa,düşman bile olsa,verdiği sözden dönmemektir..
Vefali insan,dost,düşman herkesin güven ve emniyet duyduğu kimsedir.. Onun karakterinde yalancılık,döneklik,ve kalleşlişin izine rastlanmaz.. En zor anlarda bile ahde vefa eder..
Allah'ın Resülü, Rabbine karşı vefası da dillere destandı.. Mekke de,binbir çile ve ızdirabın içinde iken bile,nafile ibadetlerini aksatmiyordu..
Mübarek ellerini Rabbi'ne açtığı zaman,duaların en içten,en mahzunu semalara yükseliyordu.. Evet dostlar,vefanın olmadığı yerde,sevgi ve samimiyetten bahsetmek mümkün değildir..
Ne yazık ki,son bir kaç asrın manzarası genel itibarıyla hayat,yalan,hiyanet ve döneklik haline gelmiş,sokaklarda arsızlık, zulüm ve Hakk'a tecavüzle dolmuş..
Şairimiz Akif'ın dediği gibi...
"Haya sıyrılmış,inmiş,öyle yüzsüzlük ki her yerde,ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde ! Vefa yok,ahde hürmet hiç,emanete hiyanet,hak meçhul.. Beyinler ürperir,YA RAB ,ne korkunç inkilab olmuş,ne din kalmış,ne iman,din harab,iman türas oldu..."
Evet dostlar,ne yazık ki,birbirimizi devamlı şüphe ile bakan ,birbirine yapanvı ,vefasız bir toplumun iflahi zor..
Allah'a dayanmak,yalvarmak,içtenlikle ,samimiyetle dua etmek başka çareniz yoktur.. Talep ettiğimiz her şey ancak Allah'ın izni olursa gerçekleşir..
"Allah'tan başka hiçbir tanrıya dua ve ibadet etmeyın "(cin sur.Ayet 18)
Gelin, yolların ayrımında bulunduğumuz şu günlerde bir kez daha Yunusların,Mevlanaların ses ve soluklarında yankılanan şu evrensel ilahi çağrılara kulak vererek gönülden "sevgi" ve kardeşlik diyelim...!
Gelin , İnsan olma farklılığını rengi ve deseniyle bir kere daha bütün cihana gösterelim..!
Gelin , garazların , kinlerin , nefretlerin dünyanın çehresini kararttığı şu günlerde bütün samimiyetimizle gönülden bir kez daha sevgi ve diyalog diyelim !...
Gelin , Vicdanlarımızı ilahi rahmet vüs'atine göre bir genişliğe ulaştırarak ardına kadar herkese sinelerimizin kapılarını açalım...!
Gelin , kendimizi kurumaya , yok olmaya mahkum birer damla gibi görmekten sıyrılarak, çağlayanlarla bütünleşip derya olmaya yürüyelim....!
Sevgi insan yaşamındaki en önemli duygudur ve sevgi Ailede başlar..
Aile bir sevgiyle doğar,BİN sevgi üretir..
İnsanın kalbinde ,başka biriyle yakınlaşmak ve onun Tarafından sevilmek arzusu vardır.
Evlilik de yakınlaşma ve sevgi ihtiyacını karşılamak üzere Gerçekleştirmektedir.. Kur’an-i Kerim’in Rum süresinde,(21) “Kaynaşmanız için size kendi (cinsinizden ) eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de O’nun (varlığının ) delillerindendir.” Denilmekte ve evliliğin kuruluşunda sevginin önemi vurgulanmaktadır. Evlilik hayatında mutluluğun temel şartları arasında en önde Geleni sevgidir.
Sevgiyle kurulan bir yuvada diğer şartları (saygı,güven,sadakat,sorumluluk,hoşgörü,sabır,anlayış ) gibi yerine Getirmek daha da kolaylaşır.
Birbirine sevgi ile bağlı eşler arasında sevginin korunup Büyütülmesi ancak(“ben” duygularının “biz” duygusuna Döndürülmesi ile gerçekleşir.
Aile olmanın temelinde bu anlayış bulunursa aile içinde Sevginin aktarılması kolaylaşır. İnsanlar sevgilerini belirtirken farklı diller kullanır.
Bazıları sevgisini sözle ifade ederken bazıları davranışlarıyla İfade etme yolunu seçer.. Her ne şekilde olursa olsun,sevginin aile içindeki değeri hiçbir şey ile ölçülemez. Evet sevgili dostlar.. Mutlu ve huzurlu bir yuva ,sevgilerin yeşertilip büyütüldüğü Yerdir..
Ey kardesim! Dua bağına yapış. Rizaya yönel. Razı ol. Dilini kalbinde ayrı etme, kalbinle birleştir.
Ağızından çıkan, kalbinde bulunan olmalı. Her ikisini de iyiye yönelt ki, hoş olasın.
Bir gün kıyamet kopacak. İnsana yaptıkları hatırlatılacak.
Dünyada yaptığı hayır ve şer önüne mendil gibi serilecek. Kötülüğü gören pişman olur.
Ama fayda vermez. Hatayı anmak burada olmalı. Orada anış hayır getirmez. Temel olan iş, bu acı günü, ölmeden önce hatılamak ve ona göre hazır olmaktır.
Harman zamanı ekmeyi, tarlaya tohum saçmayı düşünmek neye yarar?
Sonbaharda ekin işine yönelmeyene yaz günü ne hayır verir?.. Peygamber (s.a.v) efendimiz şöyle buyurdu:
-“ Dünya, öbür alemin ekin yeridir. Hayır eken sevinç biçer. Şer eken ise pişmanlık devşirir.
Bir gün ölüm gelir, seni uyandırır. Bu uyanışın sana ne yararı olur?.. uyan, uyan!.. Çabuk uyan!..
Allahım, bizi gafil kişiler gibi uyumaktan koru.
Seni bilmeyenlerin gafleti gibi senden ayrı kılma, Allahım. Amin!!!
islam bir dağ gibidir...Fırtına ne kadar kuvvetli eserse essin,ondan bir şey koparamaz...
islama uymayan ince bir kavak gibidir...kuvvetli bir rüzgar onu söküp atar....