Ahirette hesabını verebileceğiniz bir hayat yaşadığınızdan emin misiniz? Yani memnun musunuz hayatınızın bugüne gelinceye kadar tükettiğiniz kısmından?.. Diyebilirsiniz ki: - Hayat nasıl yaşanırsa memnun olunur, onu bir hatırlayalım ki soruya doğru cevap vermiş olalım… Hemen arz edeyim.
- Hayat, bu hayatı verenin rızasını kazanma esas alınarak yaşanıyorsa memnun olunur, mutluluk duyulur. Şayet hayatın geçen devrelerinde hayatı verenin rızasını kazanma yolunda hizmet yoksa, hep nefsi nefsi diyerek tüketilen bir ömür söz konusu ise, bir yaralı parmak sarılmamış, bir gözyaşı silinmemiş, bir hayırlı hizmetin ucundan bucağından tutulmamış, hep nefsine yönelik bencil hayat yaşanıyorsa, sahip olunan imkanlar yalnızca nefsine hizmete kilitleniyor, çevredeki muhtaçlara, bekleşenlere hiç destek verilmiyor, hep ilgisiz kalınıyorsa...
İşte pişmanlık duyulacak bir hayat... İrşad eserlerindeki ifade ile, içinde altını olmayan bakır bir hayat... Halbuki hayatın içine hizmet altını katılmalı, hep nefsi nefsi diyerek değil biraz da hizmeti hizmeti diyerek yaşanmalı, ‘ben de varım, yalnız değilsiniz, diyebilmeli...
Bazı kimseler görmekteyim. Elinde imkanı da var, salahiyeti de var, şan şöhreti de mevcut... Ama yanında götüreceği hiçbir himmet ve hizmeti mevcut değil... Bütün imkanlarını şahsi hayatına, yani nefsine tahsis ediyor. Hiçbir hizmete, himmete ve toplumsal hayra desteği ve ilgisi olmuyor. Bunca imkanı ha varmış ha yokmuş, bir farkı olmuyor. Yok olanın da hizmeti, himmeti yok; var olanın da hizmeti himmeti yoksa, var olan da yoksulun ta kendisi demek değil midir?.. O da bunca varlıklarına rağmen yoksul olarak gidecektir öbür âleme. Defteri boş, hizmet ve himmet hanesi tamtakır... Ne kıymeti var bu varlık ve imkanın? Salahiyet ve şöhretin?..
İnsan, hayatının geçen kısmını gözden geçirirken bunları düşünmelidir... Bir gözyaşını silmiş mi, bir yaralı parmağı sarmış mı, çevresindeki bir yoksula yardım edip derdine derman olmuş mu? Bir hayır hizmetinin ucundan bucağından tutmuş, insan yetiştirmede karınca kararınca görev almış, hizmet ve himmet yüklenmiş, ben de varım, diyebilmiş mi?
İşte bu sorulara vicdanından ‘evet’ cevabı geliyorsa ne mutlu ona. Sevinç duymalı, şükürler etmeli, yaşadığı hizmet ve himmet dolu hayatından dolayı... Daha fazlasını, daha özelini ve güzelini yaptırması için Rabb’ine dualarını sürdürmeli...
Yaşadığı her günün hesabını yapan büyük halife Hazreti Ömer (ra) akşam, yatağına uzanırken nefsine sorduğu soru aynen budur:
-Ey Ömer! Bugün Allah için ne yaptın? Var mı Allah için bir himmet ve hizmetin?
Hayatının tamamı zaten himmet ve hizmetle geçen büyük halife her akşam böylesine bir nefs muhasebesine girer de tekrar nefsini sorguya çekerse, bizim nasıl bir nefs muhasebesi içinde olmamız gerekir siz düşünün. Efendimiz (sas)’in ikazı da bu muhasebeyi sağlamak içindir zaten: “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin!..”
Şimdi baştaki soruyu bir daha sorabilir miyim? -Hayatınızı nasıl yaşıyorsunuz? Size bu hayatı verenin rızası yolunda mutluluk veren himmet ve hizmetle geçen bir hayat mı? Yoksa sadece nefsi nefsi diyerek tükettiğiniz bencil bir hayat mı? Kararı siz verin. Çünkü karar verdiğiniz hayatın hesabını da siz vereceksiniz...
insallah bu yazı bızlerınde nefıs muhasebesı yapmasına vesıle olur...kısacık dunya hayatımızı hızmet ve hımmetlerle gecırırz
Evet,ruhlar aleminden fani aleminde göç ettik.. Rabbimiz bize can verdi,dünyaya gönderdi.. Ve bir gün gelecek hayata veda edeceğiz. Sevdiğimiz,gönül verdiğimiz şeyler geride bırakıp asıl Yurdumuzun,yuvamızın eşiği olan kabre gireceğiz.. Ve bir gün yeniden dirileceğiz.(Bakara,2/28)
Cenab-ı Mevla’nın huzurunda dirileceğiz. Dünyada yaptıklarımızın hesabını vereceğiz.. Sonra da inşallah,güzelliklerle dolu sonsuz bir hayatı Yaşayacağız…inşallah..
Bizim kaderimiz bu ve ölüm bu kadar tabii.. Tıpkı yeni bir elbise giyecek bir dostun düğününe gitmek Gibi hoş bir yolculuk..
Gerçekten de bir mümin için ölüm,korkulacak,nefret edilecek Bir şeyi değildir.. Hatta o,kimileri için,yolu hasretle bekleyen bir sevgilidir.. Tıpkı uçak gibi bir binektir.Zaden bizi dört bir yana da Kuşatmıştır..(Buhari,Rikak,4)
Sonra da ruhumuzu kucağına alıp ebedi yurdumuza ve orada Bizi bekleyen ilahi nimetlere götürecektir. Kendisiyle bu kadar içli dışlı olduğumuza göre,ona alışmak, Ona ısınmak,onunla dost olmak varken,ölümden korkmanın Ne anlamı vardır..
Ölümden müminler değil,korkması gerekenler korkmalıdır.. Allah’ın buyruklarından yüz çevirenler için dünya,kısa da olsa eşi Bulunmaz bir Cennettir.
Çünkü ölümle birlikte onları sonu gelmeyen berbat bir hayat Beklemektedir. Mümin ise,ne kadar rahat ve huzurlu da olsa,ahirette onu bekleyen Eşsiz güzellikler yanında dünya hayatı adeda bir zindan ,bir Hapishanedir.. Evet,mümin için ölüm güzeldir. Her zaman hatırlanacak bir dosttur..
Kabirde “her sabah ve akşam”Cennetlik olana ,Cennette onu bekleyen güzel hayatı, Cehennemlik olana Cehennemde onu bekleyen korkunç mekanı Gösterilecek.(Buhari,Müslim)
Hal böyle olunca Cenab-ı Haktan bize Cenneti Nasıp etmesini Niyaz etmeli. “Allah’ım! Bizi Cehennem azabından koru! “diye dua etmeliyiz.. Ayrıca “ben mutlaka Cennete gideceğım”demek yanlış olduğunu Gibi,”benim yerim Cehennem “diye ümitsizliğe düşmek de Yanlıştır.
Cennet de Allah’ın,Cehennem de.. Cenneti hak edeni Cennete,Cehennemi hak edeni Cehenneme Gönderecektir.. Şunu da hiçbir zaman unutmamalıdır.
Allahu Teala bizim Kendisi hakkındaki düşüncemize değer veriyor ve.. “Ben kulumun Beni düşündüğü gibiyim”buyuruyor.(Buhari,Tevhid)
Yani,kulum kendisine iyi davranacağıma,onu Rahmetimle Kuşatacağıma,va’dettiğim güzellikleri kendisine vereceğimi Gönülden inaniyorsa,o umduğunu bulacaktır,diyor Allah..
Öyleyse biz mümin olarak,Yüce Rabbimiz’in bize lutufkar davranacağını,ölümü bizi o eşsiz lutuflarla kavuşturacağını Düşünmeli,ölümü sevmeli ve ölümle dost olmaya bakmalıyız.
3) Sözde baskalarina galip gelmek icin münakasa ve mücadele etmek..
4) Düsmanlik..
5) Halk ve cogunluk begensin diye konusmak..
6) Edebe uygun olmayan sözler sarfetmek..
7) Iki dilli ve iki yüzlü olmak..
8)Bir kimseyi yüzüne karsi medh etmek..
9) Günahi ve sucu olmayan bir müslümani alaya almak..
10) günaha götürecek latifeler yapmak..
11) Bir müslümanla alay etmek..
12) Bir müslümani bir toplumda maskara yapmak..
13) Müslümanin sirrini baskalarina duyurmak..
14) Verdigi sözü yerine getirmemek....
15) Iki müslüman arasinda diger bir müslüman olanin sözünü tasimak..
16) Yalan söylemek..
17) Yalan yere yemin etmek..
18) Küfre sebep olan sözler söylemek..
19) Konusulmamasi gerekeni konusmak."Su iki sey aklin noksanligindandir; Konusulacak yerde konusmamak,konusulmayacak yerde konusmak"
20) Insan ve hay vanlara lanet etmek.
21) Giybet etmek.. Dilini baskalarini kötülemek ve assagilamaktan korudugun gibi,baskasini medh etmekten de koru..
Dindarlik seref,ilim hazine,cok konusmamak nur,ayni zamanda zühtün ve veranin en yüksegidir..
Imam-i Taki(ks)
Bos söz konusan ve bos seylerle mesgul olan kimsenin tasavvuf yoluna girmesi layik degildir. Hele bu yola girmisse,bos seylerle mesgul olmasi,hic layik degildir.. Cok konusmak kalbi öldürür ve zikrin kalbe yerlesmesine mani olur..
Muhammed emin Erbili(ks)
Fazla sözde fitne vardir. Sükutta genislik ve rahatlik vardir.Kisi ihtiyacina göre konusmalidir..
Ahmed bin Muhammed(ks)
Size,sikintisi ve zorlugu olmayan,övülecek bir sey söyleyim mi? Güzel Ahlak,cirkin ve begenilmeyen seyleri terketmek.En kötü hastalik da;alcak ve düsük ahlak,cirkin sözleri sarfetmektir..
Ahmed bin Kays(ks)
Sükutun en kücük faydasi,sikinti ve belalardan kurtarmasidir.Iyilik olarak,insana bu yeter.Fazla ve lüzumsuz konusmanin en kücük zarari,söhrettir..Bela olarak,söhret insana yeterlidir..
Ebu Bekr bin Iyas(ks)
Cok uyumak,cok yemek,cok konusmak kalbi katilastirir..
Ebu Bekr Verrak(ks)
Susmayi ganimet saymayan kimse,ne kadar konusursa konussun bosunadir..
E.Muhammed Talha(ks)
Faydasiz söz söylemek ve herkesle hasir-nesir olmak,Allah'dan yüz cevirmenin alametidir..
Ebü'l Hasan Cüsuki(ks)
Söz agizdayken sahibi esiridir,agizdan ciktiktan sonra sahibi onun esiri olur..
Hz.Ali(ra)
Dört sey geri gelmez: Söylenen söz,atilan ok,gecen zaman ve kacirilan firsat..
islam bir dağ gibidir...Fırtına ne kadar kuvvetli eserse essin,ondan bir şey koparamaz...
islama uymayan ince bir kavak gibidir...kuvvetli bir rüzgar onu söküp atar....